DAK Yüksek Kurulu Üyesi, Abhazya eski Dışişileri Bakanı, Filoloji Bilimleri Doktoru, Profesör Vyaçeslav Çirikba, Abhaz dilini koruma sorunları, Kongre’nin çalışma vizyonu, DAK'ın hedefleri ve görevleri hakkındaki görüşleri anlattı

DAK Yüksek Kurulu üyesi, Abhazya eski Dışişileri Bakanı, ünlü filolog Vyaçeslav Çirikba, DAK Bilgilendirme Portalı’na, ulusal dilleri koruma sorunu ve çözüm yolları hakkındaki görüşünü paylaştığı bir röportaj verdi. Kongre'nin bu süreçteki ve genel olarak dünyanın farklı yerlerinde yaşayan Abhaz-Abaza ulusunun bütünlüğü üzerindeki rolü hakkında konuştu.

Röportajı Said Bargancia gerçekleştirdi

- Vyaçeslav Andrey-ipa, röportajlarınızdan birinde Kongre'nin “küreselleşme karşısında Abhaz-Abaza halkının yıkılmaması, dillerini ve kültürlerini koruması” için çalıştığını söylediniz. Ulusun korunmasında DAK'ın rolü hakkında daha fazla bilgi verebilir misiniz?

- Dünya Abaza Kongresi, dünyada yaşayan tüm Abhazları ve Abazinleri birleştiren ve ana yurdu elbette Abhazya olan bir örgüttür.

Çoğunlukla Karaçay-Çerkes de yaşayan Abazaları, Abhazlar’dan Kafkas’yanın ana dağları ayırıyor. Türkiye’deki Abhaz-Abaza diasporası ile ise bizi deniz ayırıyor.

Suriye, Ürdün, Mısır, Amerika, Avustralya ve Avrupa ülkelerinde de kardeşlerimiz var.Bizim ölçeğimize göre devasa olan budiasporanın tek bir organizmaya bağlanması gerekiyor. Ve asıl amacımız insanların birliğini korumaktır. Abhaz-Abaza halkı tek bir ulustur, tek bir dilimiz var. Bizi, tüm kuşakları birleştirmemiz ve büyük uluslar dahil herkesi “öğüten küreselleşme” karşısında etnik kimliğimizi korumamız, geleneksel kültürün temel değerlerini korumamız ve onları çocuklarımıza aktarabilmemiz gerekiyor. Bence faaliyetimizin ana hedefi bu.

- Sizce bu hedeflere nasıl ulaşılır? Kongre, Abhaz-Abazin diasporası temsilcilerinin birliği konusunda nasıl bir rol oynayabilir ve oynamalı?

- Şimdi yeni iletişim araçları var, İnternet. Elbette küreselleşmenin kendisi de dünyanın her yerinden insanlar arasında güçlü bir iletişim mekanizmasıdır. Tüm bunların temasları sürdürmek, onları güçlendirmek, platformlar, profesyonel çıkarlar da dahil olmak üzere toplanacak gruplar oluşturmak için kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Çeşitli kültürel etkinliklerde buluşmanız gerekiyor. Bütün bunlar kıtalar arasında bile organize edilebilir. Elbette şahsen iletişim kurmak daha iyidir. Bu etkinlikler Abhazya'da, Karaçay-Çerkes de ve Türkiye'de yapılıyor. Umarım Suriye ve Ürdün'deki durum dengelendiğinde orada da yapılacaktır.

Ulusumuzun temel amacı etnografinin kendisini korumaktır. Demografik özellik en önemli rollerden biridir. Maalesef azınlıktayız ve ne kadar az olursak, o kadar zayıfız. Çoğalmalıyız, etnik bir grup olarak daha güçlü olmalıyız. 

İkinci yön - dil, Abhaz dili, Abaza dili, ortak Abhaz-Abaza dilimizdir. Yaklaşık Orta Çağ'da ayrıldık, ancak yine de karşılıklı anlayışı sürdürdük. [Dilin korunması açısından] durum tehdit edici halde. Dünya Abaza Kongresinin amaçlarından biri de aynı zamanda bu durumu değiştirmektir. 

- Tarihsel deneyimler, ulusların en çok kendi dillerinin kaderini yaşadığı bilinmektedir: dil kaybolur - sonra ulus yok olur. Sıklıkla Abhaz dilinin kaybolmaya yakın olduğunu duyuyoruz. Gerçekliğe ne kadar yakın?

- Ubıhça önümüzde bir örnek. Ubıhlar - bizden çok uzak olmayan, Soçi'de yaşayan Abhazlar ve Çerkeslerle akraba bir ulustu. Artık orada değiller, dilleri orada değil, sadece eski yer isimleri kaldı. Hatta 15-20 bin civarında Ubıhın yaşadığı Türkiye'de bile kimse Ubıhça bilmiyor. [Sadece] bazı kelimeleri biliyorlar. Neredeyse tüm köyleri gezdim. Bu elbette çok üzücü bir örnek. Ne yazık ki, diğer akrama diller olan - Abhazca ve Abazaca’nın da [Ubıhça’yı] takip etme eğilimi bulunuyor. Örneğin, Kabardey dili için durum çok daha iyi, çünkü daha fazla konuşuluyor, ancak Adıgey'de anadille ilgili durum da oldukça sıkıntılı.

Üzücü bir tabloyla karşılaştığımız bir çalışma yaptık. Gagra'dan Tkuarcçal’a ve Oçamçira'ya kadar tüm Abhazya okullarındaki ilkokullarda ve tüm şehir anaokullarında, ana dillerini bilen çocuk sayısı yüzde 30'u geçmedi. Peki, bu ne anlama geliyor? Bu, dili çok iyi bilmelerine rağmen, ebeveynlerin bilgilerini aktarmadıkları anlamına geliyor. Çoğu ebeveyn, artık ona ihtiyaç duymadıklarına inandıkları için dili çocuklarına öğretmiyor. Yani Abhazya'daki devlet diline artık Abhazlar ihtiyaç duymuyor.

Bu bir paradoks, trajik bir paradoks. 20 yıl sonra bu çocuklar büyüyecek ve Abhazya'nın çoğunun artık Abhazca konuşmayacağı sonucu ortaya çıkıyor. Şimdi bazı hikaye anlatıcılarını aramak için köylere gittiğimiz gibi, Abhazcayı iyi bilenleri aramak için köylere seyahat etmemiz gerekecek.

RÖPORTAJ VİDEOSUNA BURADAN ULAŞABİLİRSİNİZ>>

- Yakın bir gelecekte Abhaz dilinin sonsuza dek yok olma tehlikesi gerçekten var mı?

 Şimdi hiçbir şey yapılmazsa, Abhaz dili için gerçek bir olasılıktır. Durumu değiştirmek için 10-15 yılımız var. Hala her şeyi geri alabiliriz. Dünyada dil programlarının çok başarılı bir şekilde yürütüldüğü ve durumun çok iyileştiği örnekler var. Dilin neredeyse yok olduğu yerlerde tam tersi geliştiği yerler. Bu durumların yaşandığı yerler arasında Bask, Katalonya ve Galler bulunuyor.

Ne yazık ki, [Abhazya'da] sorun çok ciddi, resmi yapılarımızın, Eğitim Bakanlığı'nın eylemlerinin ne kadar etkili olduğunu konuşalım. Abhaz okullarında Abhaz dilini öğrenen çok az insan tanıyorum. Çoğunlukla orada sadece unutuyorlar.

Örneğin, çocuklarım anaokulundan önce Abhaz dilini çok iyi biliyorlardı. Anaokulunda “iki dilli” oldular, yani aktif olarak Rusça konuşmaya başladılar ve ilkokulda Abhaz okuluna gittiklerinde tek dille geçtiler yani Abhazca konuşmayı bıraktılar. Bu, Abhaz dilinin tüm eğitim sisteminin başarısızlığı anlamına gelir. Başarısızlık! Ve en şaşırtıcı şey, koca bir bakanlık olmasına rağmen herkesin bu durumu kabullenmesi.

Bugün hakkında konuşmuyorum, bu son 20 yılın durumu. Her şey çok verimsiz, hiç güncel değil ve insanların durumu değiştirme arzusu ya da bilgisi yok. Kendi toplumlarında sadece Rusça konuşan çocuklara bakıyorlar ve bu onların işine geliyor. Devlet dilinin, gerçekte devlet olması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca Abhaz dili hakkında, 2015 yılında yürürlüğe giren ve herkesin ihlal ettiği bir Yasamız var. Abhaz dilindeki mevcut eğitim sisteminin eskidiğine, umutsuz bir şekilde etkisiz olduğuna, artık [modern] ihtiyaçları karşılamadığına inanıyorum.

- Peki, durumu nasıl değiştirebiliriz? Ne yapmak gerekiyor?

- Abhaz dilinde yeni bir metodoloji ve yeni bir eğitim sistemi oluşturmak gerekiyor. Şimdi birkaç grup bu sorun üzerinde çalışıyor. Bahsettiklerim de dahil olmak üzere yabancı ülkelerin deneyimlerini inceliyoruz. Sanırım, Abhazca - anaokulunda, ilkokulda ve lisede gibi birkaç program hazırlanırsa, ve bunları önce deney düzeyinde, sonra ulusal düzeyde uyarlarsanız, Abhaz dilinin kaderinin daha umut verici hale geleceğini söyleyebiliriz.

Aynı şey Abazaca için de geçerli. Sorun şu ki, anaokuluna veya okula başlayan, dili iyi bilen çocuklar bile, akranlarının ana dillerini bilmediği gerçeğiyle karşı karşıya kalmaktalar. Bu nedenle, çoğunluk diline, yani Rusça'ya geçiyorlar.

Görünüşe göre, bir aşamada, dili bilenler ve bilmeyenler olmak üzere ayrı gruplar oluşturmak gerekecek. Bilmeyenler, yabancılar gibi devlet dilini sıfırdan öğrenecekler. Başka yolu yok. Yani, bir aşamada iki yöntem [belirlemek], ve sonra tüm bunları dili öğretiminde tek bir programda birleştirilmek gerekiyor. Genel olarak Abhaz dili Abhaz devletinin dili olmalıdır - parlamento, başkanlık idaresi, üst düzey yetkililer ve resmi belgelerle. 

- Kongre çalışmaları ile Abhaz dilinin korunması yolunu nasıl görüyorsunuz?

- Kongre'nin dünyanın her yerinden insanları uygulamada birleştirdiği için çok yardımcı olabileceğini düşünüyorum. Tecrübesi, çok ilerici, bağlantıları ve temasları ile, Kongre'nin büyük bir rol oynayabileceğine inanıyorum. Özellikle, bazı programların finansmanı konusunda. Bu zaten yapılıyor ve umarım devam edecek. Bu görevi ulusal bir görev olarak, tüm Abhazların ve Abazaların görevi olarak algılarsak, kesinlikle ana dilimizi korumayı başaracağız.

Ama spontane hareket edersek, [sadece] kısmi eylemler gerçekleştirirsek, bence hiçbir şey işe yaramaz. Sorun sistemik, karmaşık, finansman, büyük çaba ve büyük ekipler gerektiriyor. Her şey organize edilirse, organize etmek mümkünse ki, edilmesi elzemdir, o zaman başarılı oluruz.

- Abhaz dilinde Abaza dilinde korunmuş birçok kelimenin kaybolduğuna ve tam tersi olduğuna inanılmaktadır. Bu doğru mu? Eğer öyleyse, belki de alfabenin birleşmesi dillerimizi korumadaki önemli faktörlerden biri olabilir mi?

- Hem Abhazya hem de Karaçay Çerkes de Abhazlar ve Abazalar Latin alfabesini, yazı tipini kullandıkları zaman, Sovyet dönemiydi, o zaman tek bir alfabemiz vardı. Bu yaklaşık 10 yıl sürdü, Abazcayı Rus grafik temeline, Abhazcayı Gürcüce grafik temeline geçirildi ve o zaman ayrıldık. Daha sonra, Stalin'in ölümünün ardından - 1954'te Rus yazı tipine dönüldü.

Ancak sorun şu ki, Abaza ve Abhaz alfabeleri Rus grafik temeline dayanmasına rağmen, yapı prensipleri tamamen zıt. Bu nedenle, tek bir alfabe o kadar da kolay bir iş değil. Her şeyi kökten değiştirmek, ya Abhaz ya Abaza alfabelerinden birine geçmek ya da üçüncü bir alfabe oluşturmak gerekiyor. Belki de, hangi temele dayanacağına karar vererek üçüncü bir alfabe oluşturmak, daha iyi bir fikir olabilir. Bu arada, kısa zaman önce [bu bağlamda] bir teklifte bulundum. Şuan diasporayı da birleştirecek olan, Latin bazında bir alfabenin taslağını yazıyorum.

Onlar (yabancı diaspora temsilcileri) Latin alfabesine alışkınlar. Ancak Kiril alfabesine dayalı bir projeye de ihtiyacımız var, belki de böylelikle, halk, öğretmenler, yazarlar, bilim adamları, bu projeleri tartışıp, genel bir sonuca varabilirler. Belki de paralel bir alfabe bile oluşturabiliriz [oluşturmalıyız]. O zamanlar Vladislav Grigoriy-ipa Ardzınba ile bu konuyu konuşmuştum ve bana, buna örnek olarak Moldavyalıların dili olan Moldova’nın mevcut olduğunu- hem Kiril hem de paralel olarak Latin harfleri temelinde olduğunu söylemişti. Böyle yapılabilir. Yer isimleri ve baı metinleri her iki alfabeyle birden sunmak, böylece diaspora temsilcilerimiz – ki sayıları Türkiye’de, Abhazya ve Çerkes de olduğumuzdan çok daha yüksek, buraya geldiklerinde tabelalardaki yazıları okuyarak kendilerini evlerinde hissedebilsinler.

Bence bu insanlarımızı birleştirecek iyi bir görev. Ve Musa Habale-ipa Egzek bunu destekliyor. Halkın, yazarlarımızın, bilim adamlarımızın nasıl algılayacağını bir görelim. Yani, amacımız şuan alfabeyi değiştirmek değil. Latin ve Kiril bazında genel bir alfabe taslağını oluşturmak ve bunları paralel olarak belirli amaçlar için kullanmaya çalışmak.

- Abhazya'nın diğer ülkeler tarafından tanınması için uzun yıllar çalışan eski bir dışişleri bakanı olarak, Kongre'nin faaliyetlerinin bu sürece ve ülke dışında Abhazya'nın olumlu bir imajının oluşmasına katkıda bulunabileceğini düşünüyor musunuz?

- Abhazya'nın tanınmamasının ana sorunlarından biri, gerçek bilgi eksikliğidir. Dünyada hiç kimse Abhazya'nın nerede olduğunu bilmiyor, ya da çok az insan biliyor. Şimdi, elbette, eskisinden daha fazla tanınıyor. Şimdi internet var, insanlar çok araştırıyorlar, Abhazya'ya daha fazla turist geliyor. Ancak, yine de, bizim konumumuzu bilmiyorlar. Wikipedia'ya baktıklarında Gürcü pozisyonunu görüyorlar. 

Bu arada, Abhaz dilinde Abhaz Vikipedi bulunmaması da çok şey anlatıyor. Dil etkeni, İnternet'in alanı da dahil olmak üzere neredeyse kullanılmıyor. Abhazya hakkında İngilizce bilgi çoğunlukla olumsuz, Rusçası – daha hallice. Almanca, Fransızca, İtalyanca, Felemenkçe çok fazla olumsuz yazı var. Bu, mevcut durumu değiştirmek için, diasporamızın ve Kongre'nin yürütebileceği büyük bir faaliyet alanı, Abhazya hakkında kelimenin tam anlamıyla daha olumlu bilgi, gerçek, doğru bilgi olacak şekilde yapmalıyız. Bunu yapabiliriz.

- Şimdi, asıl soru, durumu nasıl değiştirebiliri?

- Aslında bu çok pahalı bir iş değil. Kongre web sitesinin zaten bu çalışmayı yapmaya başladığını düşünüyorum. Farklı dillerde "konuşuyor" ve bu ileriye doğru atılmış büyük bir adım. Bu arada, Dışişleri Bakanlığı'nda çalışırken, resmi web sitemizi altı dilde de hazırlıyorduk. Çince versiyonunu bile düşünmüştük. Yani çok iş var, çok büyük bir rezerv var.

Buna ek olarak, dünyanın dört bir yanındaki halkımızın lobicilik faaliyetleri büyük önem taşımaktadır. Türkiye'de bu yönde çalışmalar keza daha başarılı. 1991'den beri Türkiye'yi ziyaret ediyorum. [O zamanlar] oldukça sakin, "yarı uykuda" bir doğu ülkesiydi. 

Şimdi dinamik olarak gelişen bir devlet, her açıdan çok modern. [1990'larda] orada olduğum zamanlarda, diasporamızdan çok az genç üniversite eğitimi alıyordu ve birçoğuyla konuşuyordum. Şimdi ise – koca bir kitle. Artık çok sayıda mezun var [üniversitelerden] ve hükümette, orduda, parlamentoda, bilim ve eğitim kurumlarında görev alıyorlar- halkımız, lobimiz, diyebiliriz. Türkiye'nin Abhazya'ya yönelik tutumu üzerinde büyük etkileri var.  Orayı her ziyaretimde - tutum her düzeyde, sadece halk düzeyinde değil, aynı zamanda hükümet ve çeşitli parti güçleri düzeyinde de çok olumlu.

Tabi ki, Gürcistan da Türkiye'de aktif olarak çalışıyor ve bu çok önemli bir faktör. Hatta diasporamız üzerine oynamaya çalışıyorlar. Ancak, yine de, orada sayımız daha fazla ve bizim doğrumuz orada Gürcülerden daha güçlü hissediliyor. Ve bunun Abhazya için büyük bir rezerv olduğunu düşünüyorum. Ürdün de var; Çerkes, Abhaz ve Abaza oradaki örgütler de harika çalışıyorlar. Onlarla artık devamlı temaslarımız bulunuyor.

Şimdi, inşallah Suriye'de barış sağlanacak, savaşın sona ereceğine dair zaten olumlu işaretler var. Orada da Çerkes, Abhaz ve Abaza diasporamız bulunuyor. Avrupa'da çok sayıda Abhaz, Çerkes, Abaza var. Almanya'da 15-20 bin Abhaz var, özellikle Türkiye'den ve elbette Suriye'den.

Ve şimdi tüm güçlerimizi birleştirmemiz gerekiyor. Bu şimdi Musa Habale-ipa Egzek’in başarılı yönetimiyle gerçekleşiyor. Gençlerin enerjik çalışmaları devam ediyor. Kan Tania, İnar Gıtsba, İnver Alşundba ve Temur Rekuaa Kongrede çalışıyorlar, Dışişleri Bakanlığında birlikte çalıştığım birçok isim var, harika insanlar. Bu insanlar, birçok dilin yanı sıra Abhaz dilini iyi bilen, uluslararası politika hakkında çok donanımlı, mükemmel uluslararası uzmanları. Bence işler çok enerjik gidiyor. Onların çalışmalarını izlerken çok mutlu oluyorum ve umarım bunların hepsi çok yakında olumlu sonuçlar getirecek.